Dünyayı güvenle doldurması gereken müslümanlar, evlerinde ve mabedlerinde güven içinde değillerse, tikel olayları konuşmaktan uzak durulması gerekmektedir

Yeni Zelanda’da yapılan saldırıyı, Irak, Yemen, Suriye, Afganistan vb. Coğrafyalarda yapılan modernleştirme operasyonlarının bir parçası olarak görmek gerekir.  Zira her ikisi de islam tasavvurundan kaynaklanmakta ve müslümana duyulan nefretten beslenmektedir. 

Tam bir asır önce Çanakkale’ye av partisine gelenler, bu imkan ellerinde olmadığı için, yeni dünyada ellerindeki ile yetinmeyi tercih ettiler. Masum ve hatta mabetteki insanların katledilmesi, kişisel psikoloji veya tepkilerle izah edilemez. Ölenlere acımak yerine, kendi geleceğimizle ilgili kaygı duyma zamanıdır. Bosna bir örnek, Irak başka bir örnek, Suriye ise resmi tamamlayan örnektir. Medeniyet çatışmasında aciz durumda olan ümmetin biz çocukları, onları çağdaş olarak tanımlarken, kendimizi çağ dışı pozisyonda konuçlandırdığımızın farkında değiliz. Bu nedenle onlara öykünerek süfli bir hayata mahkumuz.

Ümmetin alimleri, kınama faslını geçmeli ve en hayırlı ümmetin inşasını önemsemelidir. Etkisizleştirilen ve hatta itibarsızlaştırılan Hz. Peygamber’i ve onun mirası olan Kur’an’ı ve Sünnetini kurucu metinler olarak yeniden istihdam etmelidir. Yaşadıkları hayata ya da batı medeniyetinin kodlarıyla çalışan zihin dünyalarında sorunlu görülen ayetleri, sui tevil ile başka mecraya kanalize etmekten, rivayetleri ise hadis usulünün imkanlarını kullanmak suretiyle uydurma olarak niteleme eylencesinden artık uzak durulmalıdır. Alimler, izleyicilerine keyifli vakit geçirtecek dövüş horozları rolüyle ringe çıkmaktan imtina etmelidir. Alim olmak, bilmek değildir. Olmak için, Alim gibi durmak gerekir. Zira tehlikenin zil sesleri çok yakından geliyor.

Rabbim ölen kardeşlerime, merhametiyle muamele etsin, mekanlarını cennet eylesin. Kendilerini Bi’ri Maunede şehit olanlara enis ve yoldaş kılsın.

Yaşananlar bize sorumluluğumuzu anlatan ibret vesikası olsun. Yeni örnekleri beklemek yerine, bunun son olmasını sağlayacak bir dirilişin vesilesi olması için çaba harcayalım. Sokağa terk edilen bir köpeğin sahiplenilmesini insanlık eylemi olarak ballandıra ballandıra anlatanlar, evsizleştirdiği ve yurtsuzlaştırdığı milyonların fark edilmesini engelleyecek bir karartma uygulamaktadır. Bu durum bizim vicdanımızı rahatlatıyor sanki!

Dünyayı güvenle doldurması gereken müslümanlar, kendi evleri ve mabedleri dahil yaşadıkları toplumda kendilerini güvende hissetmiyorsa neyi konuşuyoruz ki?

Share on facebook
Facebook
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email
Share on print
Print

Kişi dostunun dini üzeredir..

  • Özgeçmişi
  • Kitapları
  • Danışmanlıkları
  • Konferansları
  • Düşünce Günlüğü
  • Makaleleri
  • Basından
  • İletişim

Abone ol

© 2018 All rights reserved​

Prof. Dr. Yavuz Ünal